7/9/2009 - İki Adım Ötede Başlayan Zaman

 

Dalgalandım yine
Köpürdü bütünlüğüm
Ve adım buharlaştı
Ama nedendi bu yağma
Ne istiyordu Promete benden
Atlantis’e borcum neydi
Oysa ben keşfetmiştim Attalos’un cennetini
Bergama’nın tek varisiydim
Unutmuşum rüyamı gençliğimi
Ne kadar da heybetliydim
Zeytin ve incirden aldım cüretimi
Ölümsüz yanım berkleşti
Süt liman oldu şahlanışım

Suskundum
Alevlerin en ilkel çağında
Kanım demlenmemişti henüz
Esnemelerim gecikti
Antik terler boşandı heykellerimden
Tapınaksız kaldı tepelerim
Arzularım tütsülendi
Ve kutsanmış nehirlere girdi sapkın ayaklarım
Akıbet hikayeleri dinledim kurbağalardan
Yine de
Asi ruhların kemiklerinden kurdum iskeletimi
Dünyanın dersine büründüm
Doğdum ve süründüm

 

Alper SARI







Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2008 - Uzaklar Damlayınca Güz

                                                           

Güldün, küskün dağları yeşerme tuttu temiz

Fark etmeden aynı heceyi yansıttık bilerek gözlerimize

Kalıpsız can sıkıntıları gezinirken geçimsiz

Eli belinde turlarken dönülmezleri

Sıyrık belli etti kendini

Kanımda dahi

 

Dümdüz fırınlarda pişerdi deli gömlekleri

Giyinmek dünyada fani

Kursakları eşit geçerlerdi tümseklerinden

Teri kendine zimmetli bu dünyalıklar

Bu baygın ahali

Gül ki kendine gelsin kanat

Uçmak en çetrefili

 

Çelim katar yürüdüğüm kadar ayaklarıma

Yolların bu suskunluğu yorulmak mıdır?

Düzgün konuşsam, hikâyeler bir iki dokunsa bana

İçimde yepyeni bir heves belirir

Dili dışarıda

 

Bu sessiz dünyanın içinde gördüğüm son alaca

Sendin bir melek gibi kanatlarından taşan

Ses etmedim görsün diye beni ayartan şeytan

Bin misli ile cevap verirdim oysa

 

Beni usul, beni tez

Erken bir vakte yaz beni, sen öyle

Çıkıp gitmeden börtü böcek uykularından

Dağılmadan eşikten atlar gibi

Tanelere saç beni

Ne ki, ben buyum halimin vakti

En eski kusurun bir örneği bendedir

Sevimsiz durur rengi sesimin

Gürültü göklerden gelir

Hakiki

 

Bitti

Her gece avuçlarımdan attığım o bozgun çöl

Yurduma yorgan yaptığım âlemler ya da

Dün gibi çizdiğim zaman cetveli

Veda

Yalın toplantılar öncesi sessiz karanfiller dağıtan

Uslu çocuklar gibi atılan adımlar

Yollar buluştursun bizi.

 

Alper SARI






Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2008 - Gelgit

Saçlarım kamaşıyor, şimdi gün ikindisi
Bir nehir sermayesi yüzümü aydınlatan
Bu gece mektupları zihnimi bulandırır
Oturup ağlamanın kaç değişik yolu var
Üniversite ağlar mı, fen bilgisi ağlar mı?
Gözyaşımın bilgisi seninle sınırlıdır
Sen dağlardan gelen bir okyanus hecesi
Damla olmak iyidir, yalvarmamak iyidir
Kaç denizin tuzu var kurduğun uygarlıkta
Bu karanlık diyarda kaç balık seni anlar

Eskiyen kelebeği bir çiçek tamamlar ya
Geri dönen, kaybolan, yok olmayan bir çiçek
Bir çiçek ki kuşların tüyerine âşıktır
Demir bir pervanenin hisleriyle yaşayan
Temelinden sarsılan kitapların yerine
Son misafir bu şehre bir sanat bırakmıştır
Tüm konuklar bu kentin bilgisini sağlarken

Kırışık bir suratla çıkamam merdivenlerden
Duru kalmalı adımlarımın değdiği toprak
Sen benim kara haritaları çizdiğime bakma
Seni çölün aynasından hiç geçirmedim ben
Sen hep bir iç deniz olarak kaldın içimde
Yankısız bir vadi olarak kaldın
Aynı bayram, aynı akşam, aynı deniz
Ayrı bir kent doğurdun içimden geçtin
Ben yine aynı harfleri kullandım sana geçtim
Bir bavul kaç saat kulesine eşittir
Saat kaçı gösterir o kule kimin
Ben bilmem ancak matematik bilir
Öğret bana bilinmezliğini güllerin
Bir gül kaç şekilde çözülür öğret bana
Eski yöntemleri kullanma ama
Eski yöntemleri sakın kullanma

 

Alper SARI


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

şiirbahçesi,türk ve dünya şairleri,en güzel şiirler

ŞAİRLER




DOST SİTELER


*Telve Dergisi
*Azizlerle
*AFSINSARI
*ALPERSARI
*N.F.K.

siir Page Rank Check İslami ve Temiz İçerikli Siteler Listesilink sitesi