11/10/2008 - Uzaklar Damlayınca Güz

Güldün, küskün dağları yeşerme tuttu temiz Fark etmeden aynı heceyi yansıttık bilerek gözlerimize Kalıpsız can sıkıntıları gezinirken geçimsiz Eli belinde turlarken dönülmezleri Sıyrık belli etti kendini Kanımda dahi Dümdüz fırınlarda pişerdi deli gömlekleri Giyinmek dünyada fani Kursakları eşit geçerlerdi tümseklerinden Teri kendine zimmetli bu dünyalıklar Bu baygın ahali Gül ki kendine gelsin kanat Uçmak en çetrefili Çelim katar yürüdüğüm kadar ayaklarıma Yolların bu suskunluğu yorulmak mıdır? Düzgün konuşsam, hikâyeler bir iki dokunsa bana İçimde yepyeni bir heves belirir Dili dışarıda Bu sessiz dünyanın içinde gördüğüm son alaca Sendin bir melek gibi kanatlarından taşan Ses etmedim görsün diye beni ayartan şeytan Bin misli ile cevap verirdim oysa Beni usul, beni tez Erken bir vakte yaz beni, sen öyle Çıkıp gitmeden börtü böcek uykularından Dağılmadan eşikten atlar gibi Tanelere saç beni Ne ki, ben buyum halimin vakti En eski kusurun bir örneği bendedir Sevimsiz durur rengi sesimin Gürültü göklerden gelir Hakiki Bitti Her gece avuçlarımdan attığım o bozgun çöl Yurduma yorgan yaptığım âlemler ya da Dün gibi çizdiğim zaman cetveli Veda Yalın toplantılar öncesi sessiz karanfiller dağıtan Uslu çocuklar gibi atılan adımlar Yollar buluştursun bizi. Alper SARI
|