27/10/2009 - Hazret-i Mevlana'yı

 

 

Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe¸

Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı?

 

Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık¸

Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

Gece mehtabı elekten geçirip kirpikler

Ayla kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

Mesnevî'sinde bir altın lüleden nur akıtıp

Öyle kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

"Bu yürek durmayacaktır" dediler.. Esmâdan

"Hay'la" kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

Ve açıp ağzını Nisan Tası'nın Besmele'ler

Suyla kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

Ulu Tuba'ların altında gönüller¸ eller

Böyle kundakladılar Hazret-i Mevlâna'yı

 

Arif Nihat ASYA







Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2009 - Naat


NAAT

 

Seccaden kumlardı..

................................

................................

Devirlerden, diyarlardan

Gelip, göklerde buluşan

Ezanların vardı!.

 

Mescit mümin, minber mümin...

Taşardı kubbelerden tekbir,

Dolardı kubbelere “amin”..

 

Ve mübarek geceler dualarımız;

Geri gelmeyen dualardı...

Geceler ki pırıl pırıl

Kandillerin yanardı..

 

Kapına gelenler ya muhammed,

- uzaktan, yakından –

Mümin döndüler kapından...

 

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi...

 

Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

 

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi...

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın

Yoksulların sahibi..

Nerde kaldın ey resul,

Nerde kaldın ey nebi!..

 

Günler ne günlerdi, ya

Muhammed!..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı...

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,

 

Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..

 

Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;

 

Ebu leheb ölmedi ya muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...

 

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya muhammed!

Bugünkü kadar!

 

Hased gururla savaşta;

Gurur; kaf dağında derebeyi..

 

Onu da yaralarlar kanadından

Gelse bir şefkat meleği..

İyiliğin türbesine,

Türbedar oldu iyi..

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına...

 

Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi taiftir, kimi hayberdir...

Fethedemedik ya muhammed

Senelerdir...

 

Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi;

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi...

Günahın kursağında

Haramların peteği..

 

Bayram yaptı yabanlar

Semave’yi boşaltıp;

Save’yi dolduranlar

Atını hendeklerden – bir atlayışta –

Aşırdı aşıranlar..

Ağlasın yesrib!

Ağlasın selmanlar...

 

Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı...

Yere dökülmeyecekti ey nebi!

Yabanların gözünde kalacaktı!

 

Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

 

Ne oldu ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar....

 

Uçsuz bucaksız çöllerde

Yine izler gelenlerin;

Yollar gideceklerindir....

 

Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.

 

Örümcek ne havada

Ne suda, ne yerdeydi

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi

 

Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,

Şu yuva ki bilinmez;

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi

Kumru mu..

Kuşlarını bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu..

 

Ey abva’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran uyusun çöllerin,

Ilık kumlarıyla örtülü..

 

Dinleyene hala

Çöller ses verir....

Yaleyl, susar,

Uğultular gelir...

Mersiye okur uhud,

Kaside söyler bedir;

Sen de bir hac günü

Başta muhammed, yanında

Ebu bekir,

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,

Destan yap ey şehir!

 

Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

 

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına...

 

Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun kur’anlar..

Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın

Kayışzade osmanlar...

 

Na’tını galib yazsın, mevlidini

Süleymanlar..

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin sinanlar..

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!

 

Gel ey muhammed!

Bahardır

Dudaklar ardında saklı

“amin”lerimiz vardır..

Hacdan döner gibi gel..........

Miraçtan iner gibi gel...........

Bekliyoruz yıllardır!

 

Bulutlar kanat, ruzgar kanat;

Hızır kanat, cibril kanat,

Nisan kanat, bahar kanat;

Ayetlerini ezber bilen,

Yapraklar kanat...

 

Açılsın göklerin kapıları

Açılsın perdeler, kat kat..

Çöllere dökülsün yıldızlar,

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar..

Çöl gecelerinden yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i habeşi sustuysa;

Ezanlarını davud okusun!

 

Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

 

Arif Nihat ASYA






Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - Dua

Biz, kısık sesleriz... minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah’ım!
Ya çağır surda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allah’ım!
Mahyasızdır minareler... göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!
Bize güç ver... cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah’ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah’ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah’ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah’ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;
Ve vatansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım

ARİF NİHAT ASYA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - Alparslan

Torunlarım dört yana, kol kol, gitsin;
Malazgird'den İstanbul'a yol gitsin!
Gelip sana çarpan gücü, yavaştan
Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!

Şehidlerim, Tanrı'ya, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

Taclarını bir şey sanan gururlar
Tahtlı gelip, taclı gelip kul gitsin!
Fakat, harb bu: kalmak da var, ölmek de;
Esir olup kalmaktansa öl, gitsin!

Şehidlerim uçmağa, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

Çekilirmiş gibi davran merkezde
İki yandan sağ yürüsün, sol gitsin!
Olsa da son saatin son dakkası,
Senden aman dileyeni sal, gitsin!

Şehidlerim, Allah'a, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

Ve gönlünden kopup, bize bir yaprak,
Bir tomurcuk gönderene gül gitsin.
Düğünlerde tadı gelsin barışın:
Kızlarıma duvak gitsin, tel gitsin!

Şehidlerim Huzura, al al, gitsin,
Yaralıma su verene bal gitsin!

 

ARİF NİHAT ASYA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

ARİF NİHAT ASYA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

şiirbahçesi,türk ve dünya şairleri,en güzel şiirler

ŞAİRLER




DOST SİTELER


*Telve Dergisi
*Azizlerle
*AFSINSARI
*ALPERSARI
*N.F.K.

siir Page Rank Check İslami ve Temiz İçerikli Siteler Listesilink sitesi